Saraybosna Gezi Rehberi

Saraybosna yazımıza başlamadan önce, son zamanlarda adını sıkça duyar olduğumuz ”dark tourism” kavramından kısaca bahsetmemiz gerekiyor. Yok biz hala duymadık diyorsanız açıklayalım; doğal afetlerin, savaş, ölüm gibi bir takım felaketlerin yaşandığı yerlere yapılan gezilere dark tourism deniyor. Nazi toplama kampları, Çernobil, Hiroşima gibi yerler dark tourism rotalarına örnek gösterilebilir ki, bize göre hissettirdiği yoğun duygular nedeniyle ülkemizde Çanakkale ve Anıtkabir bu listenin başını çeker.

Bosna-Hersek denince de, ilk akla gelen Boşnakların yakın geçmişte yaşadığı zulüm ve acılar oluyor. O nedenle, eğer sadece şehir turu yapmayacak, müzeleri anıtları da gezecekseniz Saraybosna, Mostar (Mostar yazımız için -> buraya) ve Srebrenica’nın tam bir dark tourism rotası olacağını ve buraya yaptığınız gezilerin son derece hüzünlü geçeceğini özellikle belirtelim. Müzeleri gezmeseniz bile, yolda yürürken karşınıza çıkan binalardaki mermi izleriyle birlikte, yaşanan acıları en derinden hissederken bulacaksınız kendinizi. Yaşanan tüm bu kötülüklerin yanında, Bosna halkının iyiliğine, güzelliğine ve misafirperverliğine ise hayran olmamanız neredeyse imkansız.

Bunun haricinde gerek kültürel, gerekse sosyal açıdan benzerliklerimiz ve Bosna-Hersek’in Türk vatandaşlarından vize istememesi, ilk kez yurt dışına çıkacaklar için de Saraybosna’yı en güzel yurtdışı rotalardan biri haline getiriyor. Burada para birimi olarak Bosna Markı (KM) kullanılıyor ve 1 KM ortalama 0,5 €’ya denk geliyor.

Genel Bilgiler

-Saray ovası anlamına gelen Sarajevo, Miljacka nehrinin etrafında konumlanmış yeşil mi yeşil bir şehir. Her ne kadar tarih öncesi dönemden beri buralarda yerleşim olduğu bilinse de şehrin gelişimi Osmanlı’nın fethiyle birlikte olmuş. Zamanla burası Türklerin Avrupa’da kurduğu en büyük şehir olmakla kalmamış, konumu itibariyle de önemli bir ticaret ve kültür merkezi haline gelmiş. Şehri gezerken, bazen kendinizi halen Türkiye’deymiş gibi hissediyorsunuz, bazen de zamanda yolculuk yapmış gibi. Bizim de Balkanlarda kendimize en yakın bulduğumuz şehir burası oldu diyebiliriz. Bunda şüphesiz Bosna’nın yakın tarihine olan ilgimizin de payı var.

Ulaşım

İstanbul’dan Saraybosna’ya, Pegasus ve Türk Hava Yolları’nın karşılıklı uçuşları var ve yolculuk yaklaşık 1 saat 40 dakika sürüyor.  

Saraybosna Hava alanına indiğinizde şehir merkezine gitmek için otobüs, tramvay, taksi gibi birçok seçeneğiniz bulunmakta ve bizce en ideali otobüsle gitmek. Otobüs durağı havaalanı çıkış kapısının hemen yanında bulunuyor. Biletler kişi başı 5 KM. Yalnız otobüs saatleri dönemsel olarak değişiklik gösterebileceği için, gitmeden önce şu linkten kontrol etmenizi öneriyoruz.

Taksiyi tercih ederseniz, muhtemelen ortalama 15-25 KM arasında bir ücret ödersiniz. 3-4 kişi gittiyseniz uyguna geleceği için, otobüs saatini beklememek adına tercih edilebilir.

Tramvay durağı ise hava alanının dışında 15-20 dakikalık bir yürüme mesafesinde yer alıyor.

Saraybosna’ya Avrupa’nın herhangi bir şehrinden otobüsle geliyor iseniz, otobüs terminalinden, şehir merkezine 1 numaralı tramvay gidiyor fakat saatleri seyrek olduğu için uzun süre beklemek zorunda kalabilirsiniz. Onun yerine, ana caddede bulunan ve sık sık geçen 3 numaralı tramvay durağına yürümenizi öneririz. (5 dakikalık mesafede)

Şehir merkezinde ulaşım tramvay ve otobüslerle sağlanıyor. Biletleri, içeride şoförden satın alabiliyorsunuz (1,8 KM) ve bileti aldıktan sonra tramvay içerisindeki makineye okutmanız gerekiyor.

Ne Zaman Gidilir?

Bizce burayı ziyaret etmek için en güzel zaman ilkbahardan sonbahara kadar olan dönem. Kışın gidilecekse, karasal iklimi ve dağlarla çevrili konumundan dolayı epey soğuk olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Bunun dışında mutlaka gitmeden önce hava durumunu kontrol etmenizi ve temkinli gitmenizi öneririz. Biz en sıcak geçen Temmuz ayında gittik, ona rağmen yağmurlu bir hava ve 14-18 derece gibi bir sürprizle karşılaştık. Temmuz ayında giderseniz, her sene bu ay içerisinde düzenlenen Bascarsija Nights festivaline denk gelip, akşamları konserler ve çeşitli aktivitelerle güzel zaman geçirebilirsiniz. Bunlar olmasa bile, yaz akşamları sokakların, cafelerin insanlarla dolu olması ayrı bir güzel oluyor.

Kaç Gün Kalınır?

Gezilmesi gereken bir çok yer şehir merkezinde toplandığı için, geçerken şöyle bi uğrayalım niyetindeyseniz bir günde çoğu yeri gezersiniz. Fakat bizce bu Saraybosna’ya biraz haksızlık etmek olur. Zira, şehrin biraz dışında, hava alanı yakınında yer alan ve gezimizin ikinci gününde yarım gün ayırdığımız Vrelo Bosne (yazının devamında detaylı bahsediyoruz) bizi Saraybosna’da en çok etkileyen yer olmuştu. O nedenle detaylıca gezmek istiyorsanız 2 veya 3 günün ideal olduğunu düşünüyoruz. Hafta sonu kaçamakları için de düşünülebilir.

Nerede Kalınır?

Mümkün olduğunca merkezde, Başçarşı civarında bir yer tercih etmenizi öneririz. Biz rezervasyonumuzu yaz sezonu ortasında ve son dakikada yaptığımız için hemen hemen tüm oteller doluydu ve oldukça az seçenek arasından Hostel Hayat’ı tercih etmek durumunda kaldık. Konumu ve uygun fiyatı avantajları olmasına rağmen, odalar aşırı eski olduğu için ve temizlik konusunda bizi asla tatmin etmediği için malesef öneremiyoruz. Onun yerine dikkatimizi çeken ve tekrar Saraybosna’ya gidersek kalmak istediğimiz yerleri şöyle sıraladık;

($) Başçarşı’ya oldukça yakın konumda, çok uygun fiyatlı bir çok hotel, hostel ve apart seçeneği bulmanız mümkün. Bunların arasında bizim dikkatimizi çeken Toplik, Guesthouse Biser ve şirin mi şirin dizaynıyla Altitude Loft oldu.

($$) Eshe Boutique Hotel, Hotel Boss, Hotel Boutique Libris

($$$) Hotel Aziza , Hotel VIP.

Ne Yemeli?

Bosna Hersek, yemek açısından hiç de zorluk çekmeyeceğiniz yurt dışı rotalarından birisi. Yemeklerinin damak tadımıza uyumu ve Türk mutfağına olan benzerliğiyle bu açıdan oldukça rahat bir tatil geçireceğinizin garantisini verebiliriz. Sabah kahvaltılarını enfes Boşnak böreğiyle yapıp, Türk kahvesinin ikiz kardeşi Boşnak kahvesi ile yorgunluk giderip, akşam yemeğinde meşhur köftesi Cevabi ile günü sonlandırabilirsiniz.

Kahvaltı

Börek için en meşhur iki mekan var; biri Buregdžinica Bosna diğeri ise Buregdžinica Sac. Biz Buregdžinica Bosna’yı tercih ettik ve memnun kalınca ertesi sabah yine aynı yerde yedik. Kıymalı, patatesli, ıspanaklı, peynirli ve kabaklı sıcacık börekler içinden ıspanak,peynir ve kıymalıyı denedik ve bayıldık. Ayrıca iki porsiyona sadece 7 KM ödedik.

Bizdeki böreklerden farklı olarak, üzerine yoğurt gezdirilerek servis ediliyor ve evet böreklerin içindeki malzeme konusunda oldukça bonkörler. Türkçe menü var mıydı görmedik ama sizin için menüdeki karşılıklarını şöyle bırakıyoruz;

Öncelikle böreğin tüm çeşitlerine genel olarak pita deniyor.

Buredzici– üzerine sarımsaklı yoğurtla servis edilen soğanlı-kıymalı börek

Burek-sadece kıymalı ve soğanlı

Sirnica-peynirli

Zeljanica– ıspanaklı peynirli

Krompirusa– patatesli

Boşnak Kahvesi: Kahve için şiddetle Art Kuca Sevdaha diyoruz! Sevdalinka Müze/Sanat Evi’nin şirin mi şirin bahçesinde, fonda çalan Sevdalinka eşliğinde bizim için de birer ‘Sevdah Kahva’ için nolur…

Kahve görseldeki gibi cezvede ve sade olarak geliyor (şekerler yanında sonradan karıştırmak için veya kıtlama usulü) Boşnaklar köpüksüz içmeyi tercih ettikleri için yanında gelen çay kaşığını kahvenin içine batırıp köpüğü yok ediyorlarmış. Tabii bizim için bol köpüklüsü makbul diyerek öylece döküyoruz fincana. (İki kahve toplamda 4 KM)

Ayrıca, burada kahve dışında içecek bir şey ararsanız şerbetlerinin de çok güzel olduğu söyleniyor.

Öğle/Akşam Yemeği için;

Cevabdzinica Zeljo: Biz gittiğimiz yerlerde gezerken, genellikle öğle yemeklerini atıştırmalıklarla geçirip, akşam yemeklerinde geleneksel ve özel tatlarını denemeye özen gösteriyoruz. Burada da ilk akşam cevabi deyince akla ilk gelen mekanlardan Cevabdzinica Zeljo’da yedik. Köfteler oldukça lezzetli olmakla birlikte bizdekilere göre bir tık daha tuzluydu. Yanına söylediğimiz kajmak denilen süzme yoğurt da aynı şekilde fazla tuzlu geldi. Sanıyoruz tuz burada oldukça seviliyor. (bir porsiyon 10’lu cevabi  7 KM-  kajmak 1,5 KM)

Galatasaray: Burası, Galatasaray’ın eski futbolcusu ve dönemin gol kralı Tarık Hodzic’in işlettiği kebapçı dükkanı. Mekanın isminden de anladığınız üzere Tarık Abi’nin Galatasaray sevgisi sonsuz. İçerideki Türk futbol dergilerinden, halen gündemi nasıl yakından takip ettiğini görüyorsunuz. O kadar ki menülere bile anında yapıştırmış 4. yıldızı. Bizim Fenerbahçeli olduğumuzu duyunca da, Fenerbahçe’ye attığı golleri bir güzel anlattı sağolsun:)

Mekanda farklı kebap çeşitleri mevcut. Plesjkavica köftesi veya Cevabi deneyebilirsiniz. Yanında ayran almak isterseniz, menülerde yogurt diye geçiyor aklınız karışmasın. (Gerçekten de çırpılmış tuzsuz yoğurt şeklinde yapılıyor) (Bir Plesjkavica ve ayran ortalama 8 KM)

Gezilecek Yerler

Başçarşı (1) : Saraybosna’nın en tarihi ve belki de en önemli bölgesi. Şehrin tam merkezinde yer alıyor. 16. yüzyılda, Osmanlı döneminde yapılan çarşının etrafında görmeniz gereken camii, medrese ve han gibi bir çok tarihi yer bulunuyor. Bölge, Bosna Savaşı sırasında Sırp ordusu tarafından çok kez tahrip edilmeye çalışılmış.

Başçarşı Sebili (2): Mehmet Paşa tarafından 1753’de inşa edilen bu Osmanlı tarzındaki çeşmeyi görünce, ‘Bursa’ya mı geldik acaba farketmeden’ diye bir düşünmeniz normal. 2007’de bu iki şehir arasında gerçekleştirilen kardeşlik protokolüyle birlikte, Bursa’daki Saraybosna Kardeşlik Çeşmesi bunun birebir aynısı olarak tasarlanmış. Sebili, Saraybosna’nın simgesi ve yerli halkın buluşma noktası haline gelmiş durumda. Etrafı daima kalabalık. Bir kenara oturup gelip geçen insanları izlemek, şehrin ruhunu hissetmek için en güzel nokta denilebilir.

Brusa Bezistan(3); 1551 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Sadrazam’ı Rüstem Paşa tarafından, Rüstem Paşa’nın Bursa’da kendi ürettiği ipeğin satışı için yaptırılmış dikdörtgen yapılı bu taş binanın, ikisi küçük olmak üzere sekiz kubbesi var. 1992-95 yılları arasındaki Saraybosna kuşatmasında hasar almış ve sonrasında yeniden onarılmış. Günümüzde Saraybosna Müzesi olarak hizmet veriyor. (Giriş ücreti Yetişkin: 3 KM, Çocuk: 1 KM)

Gazi Hüsrev Bey Camii (4): Gazi Hüsrev Bey tarafından, 1531 yılında Mimar Sinan’a yaptırılan cami, Bey Camii olarak da biliniyor. Şehirdeki Osmanlı Dönemi’nden kalma en önemli eserlerden biri olarak görülüyor. Diğer yapılar gibi kuşatma zamanında hasar görüp, sonradan aslına uygun şekilde restore edilmiş. Caminin bahçesinde yine Gazi Hüsrev Bey tarafından yaptırılmış, 30 metre yüksekliğinde Saat Kulesi(5) bulunuyor. Bunun en önemli özelliği, ay saatine göre ayarlı dünyadaki tek saat kulesi olması. Saat, görevli biri tarafından haftada bir ayarlanıyor ve her gün ibadet zamanlarını halka bildiriyor.

Gazi Hüsrev Bey Medresesi (6): Diğer adıyla Kurşunlu Medrese; 16. yüzyılda inşa edilmiş ve Osmanlı Döneminde okul olarak kullanılmış. Medrese’nin içerisinde dersliklerle birlikte, avlu, havuz ve bir geçiş yolu bulunuyor. Medrese kurulduğu dönemde buraya 50.000 kitap kapasiteli bir kütüphane de kurulmuş. Bunlardan çoğunluğunun Osmanlı ve tarihi ile ilgili önemli kaynaklar olduğu ve 7.000’e yakının el yazması olduğu söyleniyor. (Giriş ücreti biz gittiğimizde 3 KM idi)

Morića Han (7): 1551 yılında inşa edilen han, birkaç kez yangın nedeniyle tahrip olup yeniden yapılmış. Günümüzde, şehirde ayakta kalan tek han olarak biliniyor. Evliya Çelebi ‘nin yazılarında da bahsedilen Morica, yaklaşık 300 misafiri ağırlayacak kapasite olduğu için kervansaray olarak da anılıyormuş. Kimi kaynaklarda Han’ın isminin Mustafa Moric Aga’dan, kimi kaynaklarda ise Osmanlı’ya isyan eden Morica Kardeşler’den geldiği belirtiliyor. Han’ın içerisinde halı-kilim, hediyelik eşya, eşarp ve aksesuar satılan çok sayıda dükkanı ve de dinlenip birer Boşnak kahvesi içebileceğiniz cafe-restoran kısmı var.

Eski Ortodoks Kilisesi (8): Adına ilk olarak 16. yüzyıl Osmanlı kaynaklarında rastlansa da, inşa edildiği yıl net olarak bilinemiyor ve bundan çok daha önce yaptırıldığı ya da öncesinde aynı yerde başka bir kilise bulunduğu tahmin ediliyor. Müze kısmında 15. ve 18. yüzyıllar arasındaki dönemden kalma eserler sergilenen kilise, ilgi çekici ikonlara, mimariye ve yapıya sahip. (Giriş Ücreti: 2 KM)

Sacred Hearth Catedral (9): Saraybosna Katedral’i veya İsa’nın Yüce Kalbi Katedrali adlarıyla da biliniyor. 1889 yılında inşa edilmiş ve Paris’teki Notre Damme ve Prag’daki St. Teyn Katedralleri’nden esinlenerek yapılmış. Neo-gotik tarzıyla dikkat çeken katedral, şehirdeki Katoliklerin merkezi kabul ediliyor. Önünde; Saraybosna Gülleri adıyla anılan, savaşta ölenlerin anısına, savaş esnasında oluşan çukurların kırmızı reçine ile doldurulmasıyla yapılmış bir anıt göreceksiniz.

Eternal Flame (10): Sonsuz Ateş, 6 Nisan 1946’da Saraybosna’nın İkinci Dünya Savaşı işgalinden kurtuluşunun birinci yıldönümünde, savaşın kurbanları ve askerleri anısına dikilmiş bir anıt. Ferhadija Caddesi ile Mareşal Tito Caddesi’nin kesiştiği noktada yer alıyor.

National Gallery of Bosna Herzegovina (11): Ulusal Galeri’ye geçmeden önce, Sonsuz ateşi gördükten sonra şehrin en ünlü alışveriş caddelerinden biri olan Ferhadija caddesinde dolaşıp, buradaki cafelerde mola verebilirsiniz. Yazın gittiğimizden midir, yoksa her daim böyle midir bilemiyoruz ama sabahı ayrı akşamı ayrı hareketliydi bu caddenin. Ulusal Galeri 1946’da kurulmuş ve 6000’den fazla sanat eseri barındırıyor. Kuruluşundan bu yana 900’den fazla sergiye ev sahipliği yapmış, hatta Saraybosna Kuşatması ve Bosna Savaşı boyunca bile açıkmış ve bu sergilerin 42’si bu dönemde gerçekleşmiş. (Giriş Ücreti: 5 KM) Ulusal Galeri’yi gezdikten sonra tam karşısında bulunan Saraybosna Sırp Ortodoks Kilise’sini (12) de ziyaret edebilirsiniz. Klasizm tarzında inşa edilen kilise, 1863 ile 1874 yılları arasında yapılmış.

Latin Köprüsü(13): Nehir kenarında gezerken, gözünüze belki de çok önemli gözükmeyen bu köprü aslında dünya tarihini değiştiren olaylardan birine ev sahipliği yapmış. Birinci Dünya Savaşı’nı başlatan olay olarak kabul edilen, Sırp Milliyetçisi Gavrilo Princip tarafından, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahtı Franz Ferdinand’ın öldürülmesi tam da bu noktada gerçekleşmiş.

Sarajevo Museum 1878-1918 (14): Latin köprüsünden sonra, hemen köşede göreceğiniz Saraybosna Müzesi 1878 ve 1918 yılları arasındaki olayları kronolojik bir sergi olarak sunuyor. Sergi, Berlin Kongresi öncesinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na Bosna-Hersek’i yönetme yetkisi verilmesiyle başlıyor, 1. Dünya Savaşı ve 1. Bosna Alayı ile bitiyor. Tüm bu olaylar 8 bölüme ayrılmış şekilde anlatılıyor. Müzede Franz Ferdinand ve eşi Sophie’nin heykelleri de yer alıyor. (Giriş Ücreti: 4 KM)

Vijecnica Kütüphanesi (15): 19. yüzyılın sonlarında inşa edilen ve İkinci Dünya Savaşının sonuna kadar Belediye Binası olarak kullanılan yapı, 1949 yılında Milli Kütüphane’ye dönüştürülmüş. 1992 yılında saldırılarda yakılmış ve kitapların %95’i telef olmuş. Bina daha sonra Saraybosna Kuşatması ve trajedisinin sembolü haline gelmiş. (Giriş Tam: 10 KM, Öğrenci: 5 KM)

Inat Kuca (16): Adından anlayacağınız üzere İnat evi, adını inatçı sahibinden almış. 20. yüzyılda Avusturyalılar nehir kenarındaki evleri yıkmak istediğinde, bir tek bu evin sahibi yıkılmasına izin vermeyip, evinin diğer kıyıya taşınmasını şart koşmuş. Araya hatırlı kişiler girse de, ev sahibi inatla evini yıktırmamış ve ev en sonunda bugünkü yerine taşınmış. 1997 yılından beri burası, yerel yemeklerin ve şarapların bulunduğu restoran olarak kullanılmakta.

Alija Izetbegović Müzesi (17): Bağımsız Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı ve bizim şahsi olarak da en çok saygı duyduğumuz devlet adamlarından bir tanesi olan Izetbegović’in müzesini ziyaret etmek bizim için olmazsa olmazdı. Fakat müzede bu büyük devlet adamına yönelik daha derin bilgiler ve hayatından izler bulacağımızı umarken, gezdikten sonra müzenin ticari kaygılarla yapıldığını düşünmeye başladık. Izetbegović’in birkaç şahsi eşyası dışında, tüm bilgi ve resimler internetten bulunabilecek türden olduğu için bizde biraz hayal kırıklığı yarattı diyebiliriz. (Giriş: 2 KM)

Yellow Bastion (18): Sarı Kale, eski şehir Vratnik’in savunma duvarlarını oluşturan surlardan biri. İçerisinde cafe de bulunan alanda, şehrin panoramik fotoğraflarını çekip, manzarayı izleyebileceğiniz bir seyir terası var.

Svrzo’nun Evi (19): Bir zamanlar Saraybosna’da ünlü Glođo ailesine ait olan bu ev, ailenin son erkek üyesi Osmanlı’ya itaatsizlikten sürgüne gönderilince, evin mülkiyeti (evlilik sebebiyle) Svrzo ailesine geçmiş. Sonrasında 1960’larda ev Saraybosna Şehir Müzesine satılmış. Günümüzde de müzenin bir binası olarak Osmanlı Dönemi’nde yaşayan Müslüman bir ailenin geleneksel yaşamını gösteriyor. Binanın ahşap yapısına rağmen iyi korunmuş durumda olması ve evin haremlik-selamlık bölümü özellikle dikkat çekiyor. Yaz döneminde burada sergi ve konserler de düzenleniyormuş. (Giriş: 3 KM)

War Childhood Museum (20): 1992-1996 yılları arasındaki Bosna Savaşı döneminde çocuk olmayı anlatan müze, 2018 yılında Avrupa Konseyi Müze Ödülü’nü almış. Müzenin koleksiyonu, kendisi de bir savaş çocuğu olan Jasminka Halilović’in, ‘Savaş Döneminde Çocukluk: Saraybosna 1992-1995’ adlı kitabı yazarken kullandığı öğelerden oluşuyor. Şöyle ki; aslında süreç yazarın sosyal medyadan çocuklukları Bosna’da savaş döneminde geçen kişilerden anılarını anlatmalarını istemesiyle başlıyor. Paylaşıma çok sayıda cevap geliyor ve Halilović, tüm bu cevapları kitabında topluyor. Sonrasında, bu anılarda geçen oyuncaklar, fotoğraflar, günlükler, eşyalar bir etkinlikte toplanıyor ve bu müze oluşturuluyor. (Giriş Tam: 10 KM, Öğrenci: 8 KM)

The Academy of Fine Arts (21): Saraybosna’nın en güzel binalarından birine sahip olan Güzel Sanatlar Akademisi, gördüğünüzde es geçemeyeceğiniz kadar ihtişamlı duruyor. Başlarda Protestan Kilisesi olan bina, zamanla bu işlevini yitirmiş ve 1981’den sonra Güzel Sanatlar Akademisi olarak kullanılmaya başlanmış.

Bosna Hersek Ulusal Müzesi (22): 1888 yılında kurulan müze bölgenin en eski müzesi olma özelliğine sahip. İçerisinde kütüphane ile birlikte, arkeoloji ve doğal bilimler bölümleri, ortasında da bir botanik bahçe var. Müzedeki en önemli eser, 15. yüzyıldan kalma İspanyol-Yahudi eseri olan ve dünyanın yuvarlak olduğunu anlatan Saraybosna Haggadah kitabı. (Giriş Tam: 8 KM, Öğrenci: 3 KM)

Saraybosna Umut Tüneli (23): Saraybosna’nın kuşatması sırasında, Izetbegović liderliğinde alınan kararla 1993 yılında inşasına başlanan 800 metrelik tünel günümüzde müze olarak ziyarete açık. İnşasında askerler ve sivillerin beraber çalıştığı bu tünel kuşatma döneminde Saraybosna’nın dışarıyla bağlantısının sağlanmasında, gıda, mühimmat ve ilaç sevkiyatında, hastaların taşınmasında çok önemli rol oynamış. Mermi izleriyle birlikte, içerisinde çeşitli belgeleri, fotoğrafları ve askeri teçhizatları görebilirsiniz. (Giriş Tam: 10 KM, Öğrenci: 5 KM)

Vrelo Bosne (24):

‘Vrelo’ Boşnakça’da nehir anlamına geliyor. Adından da anlaşılacağı gibi, Bosna nehrinin başladığı yer burası. Düzenlenip, park haline getirilmiş ve ziyarete açık. 2 KM giriş ücreti ödeyerek (öğrenciler için 1 KM) bölgeyi gezebiliyorsunuz. Peki nedir burayı bu kadar önermemizin sebebi? Sanırım buranın güzelliğinin kısa bir özeti niteliğinde olan aşağıya bıraktığımız resimleri görünce ısrarımızın sebebini anlayacak, bize hak vereceksiniz.

Şehir merkezinden buraya gelmek için, 3 numaralı tramvaya binip, son durak olan Ilidza’da inmeniz gerekiyor. İndikten sonra bir parkın içinden geçip, faytonların bulunduğu yere geliyorsunuz. İşte buradan, parka doğru uzanan 3 km’lik yol başlıyor ve burası o kadar güzel ki, hiç bitmesin istiyorsunuz. Gerçekten de iki tarafı ağaçlarla çevrili bu yol hiç bitmeyecekmiş gibi duruyor. Yaklaşık 3 km boyunca (40 dk. civarı sürüyor) yürüyorsunuz ama yürümek istemezseniz de bisiklet kiralamak ya da faytona binmek gibi alternatifleriniz var. Biz yine de tadını çıkara çıkara, huzur dola dola yürümenizi tavsiye ediyoruz. Biz bir de yağmurlu havaya inat şemsiyeleri çıkarıp yürümüştük. İyi ki de öyle yapmışız. Yağmurlu havada bambaşka bir atmosferi oluyor buranın, sanki 1800’lerde geçen bir film setinin içine düşmüşsünüz gibi. O kadar ki, yanınızdan geçen faytonun içinden kabarık elbiseli, kocaman şapkalı ve sosis bukleli birileri inecek diye bekliyorsunuz:)

Uzun yolun sonunda parka ulaşıp içeriye girdiğimizde ise, buraya dair birkaç göl, temiz hava, nehir gibi sıradan beklentilerimiz tam olarak yüzümüzde tokat gibi patladı. Daha önce mavi, turkuaz ve yeşilin bu kadar tonunu bir arada gördüğümüzü hiç hatırlamıyoruz. Hayatımızda gördüğümüz en etkileyici manzaralardan biri desek kesinlikle abartmış olmayız. Özellikle ilkbahar ve yazın gidip parkın bu haline tanıklık ederseniz, inanın pişman olmazsınız. Parkın içerisinde piknik masaları ve bir de restoran bulunuyor. İsterseniz gelmeden yanınıza yiyecek-içecek alıp masalardan birine çökebilir, ya da restoranda oturup keyif yapabilirsiniz.

Srebrenica: Son olarak, Saraybosna’ya gelmişken, savaş döneminde büyük bir soykırımın yaşandığı Srebrenica şehrine gidebilirsiniz. Bir buradan doğruca Mostar’a gittiğimiz için es geçmek zorunda kaldık o nedenle otobüs saatleri hakkında bilgimiz yok ama yolculuğun yaklaşık 2,5-3 saat sürdüğünü biliyoruz.

Yazı oluşturuldu 12

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön