Üsküp Gezi Rehberi

Makedonya; ufak bir tatilde kaçacak yer arayanlar, hem çok uzak olmasın, hem cep yakmasın, hem de çok yabancılık çekmeyelim diyenler için en ideal noktalardan birisi. İster birkaç günlük bir gezi olarak planlayın, isterse Balkanlar rotanıza dahil edin, her türlü memnun ayrılacağınız bir ülke. Biz uzun zamandır gitmek istediğimiz Belgrad gezisini planlarken, Üsküp biletlerinin daha ucuz olduğunu görünce,  “Üsküp’ten otobüsle geçelim, orayı da gezmiş oluruz.” diyerek aldık biletimizi. Gittikten sonra ise, (Sırbistan’ın güzel mimarisini bir kenara bırakırsak) gezimiz boyunca büyüleyici doğasıyla, lezzetli yemekleriyle ve sıcak atmosferiyle bizi asıl etkileyen yer sürpriz bir şekilde Makedonya oldu.

Ülkenin gezilecek çok fazla yeri var, fakat kısıtlı zamandan dolayı biz Üsküp, Matka Kanyonu ve Ohrid’de zaman geçirdik. Hatta başta planlamamıza rağmen Manastır’ı es geçmek zorunda kaldık. Siz de çok detaylı bir tur düşünmüyorsanız, bu üç şehirden oluşan bir rota çıkarabilirsiniz. Eğer içlerinden birini seçmeniz gerekiyorsa da burası kesinlikle Ohrid olmalı. (Ohrid Gezi Rehberi yazımıza göz atarsanız ne demek istediğimizi çok iyi anlayacaksınız.) Eğer vaktiniz varsa da araçla detaylı bir tur yapmanız en güzeli olur. Böylelikle yol üzerinde bulunan güzel yerleri atlamamış olursunuz ve otobüs saatleri bazen sıkıntılı olabildiği için zamandan tasarruf edersiniz.

Üsküp ise, ülkenin özellikle son yıllarda yenilenen başkenti. Roma dönemini anımsatan yeni mimarisi, açık hava heykel müzesi misali sokakları ve eski bir tanıdıkla karşılaşmışsınız hissi veren tarihi Türk çarşısıyla biraz yabancı, biraz bizden bir şehir burası. İlk etapta, Üsküp kalesinden şehrin siluetine baktığınızda, Vardar nehrinin etrafına sıralanmış müzeler ve Osmanlı’dan kalan tarihi yapılar haricinde gözünüze ilişen veya çok güzel görünen bir şey olmayacaktır. Fakat müzelerin bulunduğu bu caddeyi akşam gördüğünüzde, ışıklandırmanın bir şehri nasıl değiştirip güzelleştirdiğine şahit olacaksınız. Üsküp favori şehriniz olacak kadar iddialı değil belki ama, aklınızda gece ihtişamlı görüntüsü ile, lezzetli yemek, bira ve şarapları ile ve çok yakınında bulunan Matka Kanyonu’nda geçireceğiniz huzur dolu anları ile oldukça keyifli bir gezi olarak kalacaktır.

Ulaşım

Pegasus ve Türk Hava Yollarının İstanbul’dan doğrudan uçuşları var. Yolculuk bir buçuk saat kadar sürdüğü için çok da konfor aramanıza gerek yok, uygun fiyatlı bilet bulunduğunda (vize derdi de olmadığından) kaçıp gelinecek bir yer. Üsküp hava alanı, şehir merkezine araçla yaklaşık 20-25 dakikalık mesafede yer alıyor. Hava alanının hemen önünden belli saatlerde otobüsler kalkıyor. 180 MKD gibi bir ücreti var (18 TL).  Otobüs saatleri biraz seyrek olduğundan, şu linkten mutlaka gelmeden önce kontrol etmelisiniz.

Şehir merkezine taksi ile gitmek isterseniz, ücreti muhtemelen 20€ civarı olacaktır. Yeri gelmişken belirtelim, taksiciler Makedonya ve Sırbistan’da aşırı ısrarcı olabiliyor. Terminal çıkışında haritaya bakmak için 2 dakikalığına durduğumuzda sayamadığımız kadar çok taksici yanımıza geldi, her birine defalarca taksiye ihtiyacımız yok demekten ne kafamızı toparlayabildik, ne gideceğimiz yeri kontrol edebildik. Ayrıca, diğer Balkan ülkelerinde olduğu gibi burada da taksiler konusunda çok dikkatli olmanız gerekiyor. Pazarlığı yüksekten başlatmak, taksimetreyi daha hızlı yükseltmek gibi her türlü çakallığın döndüğü söyleniyor ne yazık ki.

Eğer başka şehirlerden otobüsle gelmeyi düşünüyorsanız, merkez otobüs terminali şehir merkezine oldukça yakın (yaklaşık 10-15 dakikalık bir yürüme mesafesinde) yer alıyor.

Şehir merkezinde, gezilecek yerler birbirine oldukça yakın olduğu için toplu ulaşımı kullanmaya pek ihtiyacınız olmayacak. Matka Kanyonu, Vodna Dağı gibi civar yerlere gitmeyi planlıyorsanız, şehir içi otobüsler merkez otogarın hemen yanından hareket ediyor.  Her birine nasıl gideceğinizi yazının devamında anlattık.

Ne Zaman Gidilir?

Balkanlar turu yapan yakın akrabalardan/arkadaşlardan, oraların dillere destan doğasını imrenerek dinlemeyenimiz kalmamıştır herhalde. Eğer o güzel doğanın, rüya gibi manzaralarını görmek istiyorsanız en güzel dönem mayıs ile ekim arasıdır. Biz mart ayında, kışın son demlerinde gidip bu doğanın uyanışına ve yemyeşil haline tanıklık edemediğimiz için oldukça üzüldük. Bir daha yolumuz düşerse kesinlikle bu bahsettiğimiz dönemlerde olacaktır.

Ne Kadar Kalınır?

Şehri rahat rahat gezmek için 1 gün yeterli, ancak Matka Kanyonu’nu da gezinize eklemeyi  düşünüyorsanız (ki bizce mutlaka eklemelisiniz) yarım gün de kanyona ayırabilirsiniz. Araç kiraladıysanız ikisini birlikte bir güne de sığdırabilirsiniz, fakat kanyona toplu taşıma ile gidecekseniz bu pek mümkün değil.  Arabayla 20 dakika sürecek yolu, şehir otobüsleriyle trafikten ve çok fazla durakta durmasından ötürü bir saatte gideceğinizi, gidiş dönüş iki saatin yolda geçeceğini ve otobüslerin saatte bir olduğunu hesaba katmalısınız.

Diğer bir alternatif ise, (ki biz böyle yaptık) bir gece Üsküp’te, bir gece Matka Kanyonu’nda konaklayacak şekilde 2 gece ayırmak. Tabii ki şart değil, ama biz İstanbul’da doğaya hasret kalanlar olarak böyle bir güzelliği bulmuşken bir günümüzü dinlenmeye ve deşarj olmaya ayırmak istedik. Kanyonda gezi ve konaklama hakkında detaylı bilgiyi yazının devamında bulabilirsiniz.

Nerede Kalınır?

($) Main Square Apartments-Hotel Anja :Konumu ve fiyatı buranın en büyük avantajı. Şehrin tam merkezinde, Makedonya meydanının çok yakınında yer alıyor. Nehir manzaralı odalar mevcut ve doğrudan Taş Köprü ve müzeleri görüyor.

Eksi yönleri; banyonun aşırı küçük olması. (inanın kendi etrafınızda dahi dönemiyorsunuz alan o kadar dar) . Temizlik açısından ise nevresim ve yastık kılıfları gayet temizdi, fakat yastıklar konusunda aynı fikirde değiliz.  Bu konuda titizseniz, durumu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Önceliğiniz uygun fiyatlı konaklama ise burayı tercih edebilirsiniz.

($$) Pelister Bad and Breakfast: Şehrin göbeğinde, Makedonya Meydanı’nın ortasında oldukça popüler bir otel. Fiyatlar ortalama. Hemen alt katında, otele ait aynı isimli restoranı bulunuyor. Biz akşam yemeği için gidip çok beğendik.  Konaklama hizmeti de aynı şekilde ise kesinlikle tercih edilebilir diye düşünüyoruz. Kahvaltı dahil olması da ayrı bir avantaj.

($$) Solun’s Riverside Rooms: Burası da özellikleri açısından hemen hemen Pelister ile aynı kategoride olan bir otel. Hatta fiyat olarak bir tık daha uygun diyebiliriz. Farkı ise nehir manzaralı odaların bulunması. Gelmişken, odamızdan güzel Üsküp manzarasını görelim diyenler için ideal otellerden biri. Kahvaltısının da çok güzel olduğu söyleniyor.

Ne Yemeli?

Cevabi için; Destan Köfte veya Kosmos

Makedonya, Sırbistan, Bosna-Hersek… Bu ülkelerden herhangi birine gittiğinizde, ne yemeli sorusunun tek popüler cevabı vardır: Cevabi!

Fakat biz daha önce Cevabiyi Saraybosna’da bolca yediğimizden, burada olan kısıtlı zamanımızda farklı yemekleri denemeye özen gösterdik. Yine de yemek isteyenler için araştırdık, en  popüler mekanlar Destan Köfte ve Kosmos imiş. (Önünden geçerken, içerden gelen enfes kokulara kapılıp burası neresiymiş diye baktığımız yer Kosmos’tu. Tadını bilmesek de kokusuna kefil olabiliriz. Ama Destan Köfte’nin daha popüler olduğunu da belirtelim.) (Fiyatlar 2 kişi için toplamda 550-600 MKD olacaktır.)

Not: Nerede yerseniz yiyin, yanına buraların meşhur salatası Shopska’yı söylemeyi sakın unutmayın. Salatalık, domates, (bazen soğan) ve üzerine bolca peynir rendesi ile hazırlanan  bu salatayı neden bu kadar çok sevdik bilmiyoruz ama her gittiğimiz yerde yemeğin yanına mutlaka söyledik, hepsi de enfesti. Üsküp’ün diğer bir meşhur yemeği ise güveçte kuru fasulye. Denemek isterseniz bu bahsettiğimiz mekanlarda kuru fasulye seçeneği de mevcut. (Destan Köfte Adres: Ul.106 Br.4, Skopje)

Pelister Restoran (İtalyan / Akdeniz Mutfağı)

Bu mekan bize gitmeden o kadar çok önerilmişti ki, gezi hazırlıklarımızı yaparken listemizin ilk sırasına yazmıştık. Üsküp’te ilk akşamımızda da kendimizi buraya attık. Konum olarak oldukça merkezi bir yerde, Makedonya Meydanı’nın tam ortasında yer alıyor.  Mekanın ortamı gayet nezih, ambiyansı çok güzel ve oldukça kalabalık.  Akşam belli bir saatten sonra canlı müzik başlıyor. Yöresel müzikler eşliğinde yediğiniz yemek ayrı bir keyifli oluyor. Üsküp’te yerel yemekler dışında, leziz İtalyan ve Akdeniz yemekleri denemek isterseniz mutlaka öneririz. Pizzaları oldukça güzel ve büyük. Orta boy pizza iki kişiye rahat yetiyor. Yanına patates kızartması ve ara sıcaklardan mantar söyledik. İki Skopsko (yerel Üsküp birası) ile birlikte ödediğimiz toplam fiyat ise 850 MKD idi. (85 TL) (Adres: Macedonia Square b.b., Skopje https://pelisterhotel.com.mk/)

Kahvaltı İçin: Silbo

Konumu tam şehir merkezinde değil ama, merkezden 15 dakikalık bir yürüyüşe kesinlikle değecek, Üsküp’ün açık ara en iyi fırını Silbo. Zaten ne kadar kalabalık olduğunu görünce, mutlaka bir olayı olmalı buranın diye düşünüyorsunuz. Sıcacık burekler, çeşit çeşit sandwichler, tatlılar, tuzlular arasında ufak bi afallamanız olası. Kendinize geldiğinizdeyse, içlerinden dilediğinizi seçip karnınızı bir güzel doyurunuz efendim. Yiyip de kötü bulduğumuz bir şey olmadı ama börekler, ıspanaklı kiş ve ton balıklı mini sandwichler en çok beğendiklerimiz oldu. Fiyatlar oldukça uygun, porsiyonlar doyurucu. 7/24 açık olduğunu da ayrıca belirtelim. (Borek ve Kiş 50-60 MKD arası, Sandwichler 80 MKD, mini sandwich 30 MKD) (Adres: Majakovski 2, Skopje)

Denenmesi gereken yöresel tatlar;

Trileçe : Orijinalinde  keçi, inek ve manda olmak üzere 3 çeşit sütten yapıldığı için, tres-leçhes (üç süt) olarak anılan bu tatlının, lezzetini de bu üç sütten aldığı söyleniyor. Günümüzde ise çoğunlukla standart pastörize sütten yapılsa da bizce her haliyle çok lezzetli. Kökeni hakkında farklı rivayetler var ama şüphesiz en güzel yapıldığı yer Balkanlar. Nerede bulursanız mideye indirin deriz. Ohrid’de standart bir cafede, çok bir beklentimiz olmadan yediğimiz bile efsaneydi.

Skopsko (Meşhur Üsküp birası):  1922 yılından beri üretiliyor. Sloganları “Skopsko ile herşey mümkün.” ve “En iyimiz Skopsko.” Hemen hemen her restoranda ve markette bulabilirsiniz. Market fiyatları 35-40 MKD, ortalama bir restoranda ise aşağı yukarı 100 MKD’ye içebilirsiniz.

Tikves :Tikves, birçok markette ve restoranda bulabileceğiniz en ünlü yerel şarapları. Market fiyatları  150 ile 500 MKD arasında çeşidine göre farklılık gösteriyor.

Ekstra Öneri: Börek konusunda Silbo’yu önerdik ama, gezimiz boyunca yediğimiz en lezzetli böreklerden bir diğerini otogar yakınlarındaki Vero Supermarketten aldığımızı söylememiz gerek. Yolunuz düşerse ve denk gelirseniz pırasalı böreği aşırı öneririz, denemeden geçmeyin.

Gezilecek Yerler

Makedonya Meydanı (1)

Şehrin ana meydanı olan Makedonya meydanına geldiğinizde, karşınızda Taşköprü’yü, onun diğer ucunda ise Eski Çarşıyı göreceksiniz. Geziye başlamak için en ideal nokta burası, zira görülecek yerlerin neredeyse tümü köprünün diğer ucunda yer alıyor.  Makedonya meydanının olduğu bu bölüm, şehrin yeni ve modern tarafı iken nehrin karşı tarafında kalan kısmı ise hemen hemen tümüyle tarihi yapılardan oluşuyor. Makedonya Meydanı’nın ortasında Büyük İskender’in heykeli var ve etrafında bir çok önemli yapı bulunuyor.  Mermer duvarlarla yapılı Halk Bankası da bunlardan biri.

Taş Köprü (2)

Makedonya Meydanı’nı Eski Üsküp Çarşısı’na bağlayan köprü, şehrin en önemli simgelerinden biri haline gelmiş. Günümüzde sadece yaya kullanımına açık olan köprünün yapılışına dair çeşitli görüşler bulunmakta. Birçok kaynağa göre bu köprü Fatih Sultan Mehmet döneminde yaptırılmış. Kimi kaynaklarda ise Mimar Sinan tarafından yaptırıldığı söyleniyormuş. 214 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğinde olan köprü bir çok kez hasar almış ve yeniden onarılmış.

Müzeler;

Taş köprünün etrafında, Roma mimarisi ile tasarlamış çok sayıda müzeyi görüyor olacaksınız. Şehrin genel görüntüsüne ve mimarisine baktığımızda, bu binaların son yıllarda şehri Avrupaileştirmek adına yapıldığı o kadar çok belli oluyor ki. Bizce gayet de güzel olmuş, özellikle gece ışıklandırmalarıyla çok ayrı bir hava katıyor buraya. Bunları çıkarırsak, şehrin bütün ihtişamı kaybolacak diye düşünmeden edemiyor insan. Yol üzerinde gezebileceğiniz bu müzeler arasında; Arkeoloji Müzesi (3), Makedonya’nın Egemenlik ve Bağımsızlık Mücadelesi Müzesi (4), Makedonya Ulusal Tiyatrosu (5) ve Makedonya Holokost Müzesi (6) var. Biz buradaki müzeleri gezmedik ama gezecek olsaydık Arkeoloji Müzesine girmek isterdik. 6 bin m²’lik alanda bulunan, 3 katlı müzede, tarihi MÖ. 4000 yılına uzanan bu topraklara ait 6 binden fazla obje sergileniyor. Makedonya Holokost Müzesi ise, soykırıma uğrayan Makedonya Yahudileri anısına yapılmış.

Türk Çarşısı (7)

Şehrin belki de en önemli yeridir. Adından da anlaşılacağı üzere Osmanlı Döneminden kalma çarşı içerisinde han, hamam gibi birçok tarihi yapıyı, ve alışveriş yerlerini barındırmaktadır. Nehir kenarında müze turunu tamamladıktan sonra, içeriye doğru bu tarihi yerleri görerek ilerliyorsunuz . Davut Paşa Hamamı (8), Kapan Han (9), Çifte Hamam (10), Sulu Han (11) , Kurşunlu Han (12) bu bölgede bulunan önemli yapılardan birkaçı. Ayrıca, Arasta Camii (13), Mustafa Paşa Camii (17), Gazi İsa Bey Camii (14), Sultan Murat Camii (16) de Osmanlı Dönemi’nden kalan önemli camiiler.

Ulusal Galeri (Davut Paşa Hamamı) Eski Türk Çarşısı’nın girişinde bulunuyor. 1468 yılında dönemin Rumeli Beylerbeyi olan ve Osmanlı Devletinde sadrazamlık gibi yüksek makamlarda da bulunan Davut Paşa tarafından inşa ettirildiği tahmin ediliyormuş. Hamamın kullanıma ne zaman kapandığı bilinmemekle birlikte, bir efsaneye göre; hamamın açılışından önce Davut Paşa’nın kızı  burayı ziyaret etmiş ve duvarlardan çıkan zehirli bir yılan tarafından ısırılarak ölmüş. Bunun üzerine Davut Paşa, buranın hiçbir zaman hizmete açılmamasını emretmiş. Günümüzde, resim ve heykellerin sergilendiği Ulusal Galeri olarak hizmet vermekte. (Giriş 50 MKD -Öğrenci 25 MKD)

Çifte Hamam; Murat Paşa Camii ile Sulu Han arasında bulunan hamam, İsa Bey tarafından inşa edildiği için İsa Bey Hamamı olarak da biliniyor. Mimari açıdan Balkanlar’da ender rastlanan bir yapıya sahipmiş bu nedenle oldukça değerli olduğu söylenmekte. Günümüzde ise Sanat Galerisi olarak hizmet veriyor.

Sulu Han ise Çifte Hamam ve Murat Paşa Camii ile yan yana bulunuyor ve bu üç yapı Üsküp’te tek olan İslam Üçlüsünü oluşturuyormuş. İçerisi günümüzde, Eski Üsküp Çarşısı’nın müzesi ve resim akademisi haline getirilmiş.

Üsküp Kalesi (18):

Gezilerimizin en keyifli kısmı, genellikle tarihi kaleleri gezdiğimiz anlar oluyor. Kaleden gördüğümüz manzaralar kimi zaman nefesimizi kesiyor, kimi zamansa şehri daha iyi tanımamıza yardım ediyor. Fakat Üsküp kalesi bizim için hayal kırıklığı oldu. Bunda şehirdeki çarpık yapılaşmanın ve şehri kuşbakışı görmenin pek bi cazibesinin olmamasının payı büyük kuşkusuz. Yine de kaleye çıkmak çok zahmetli olmadığı için, gitmişken ziyaret etmenizi öneririz. Buradan çıktıktan sonra yakında bulunan 16. yüzyıldan kalma İsa’nın Yükselişi Kilisesi’ni (19) ziyaret edebilirsiniz.

Rahibe Teresa Anıt Evi (21):

Haritada sonlara işaretlediğimiz, fakat Üsküp’e varınca açlıktan gözümüz dönmüş bir halde yemek yiyecek bir yer ararken, kendimizi Makedonya Meydanından içeri doğru atınca ilk karşılaştığımız ve ilk gezdiğimiz yer oldu burası.

Rahibe Teresa, 1910 yılında Üsküp’te doğmuş bir azize. 1979 yılında Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmüş. Evi 2009 yılında müze haline getirilmiş ve üst katı Katolik Kilisesi olarak hizmet veriyor. 09:00-20:00 arası ücretsiz olarak ziyarete açık.

St. Klement of Ohrid (22):

İnşasına 1972 yılında başlanmış olan Aziz Kliment Kilisesi, günümüzde Makedon Ortodoks’larının en büyük katedrali olma özelliğine sahip. Dışı da içi kadar ihtişamlı olan katedral, Aziz Kliment’in 1150. doğum günü olan 12 Ağustos 1990 tarihinde kutsanmış. Bahçede, Avusturya’dan getirilen 45 metre yüksekliğinde 3 adet çan ve Müslümanlar tarafından hediye edilen bir çeşme bulunuyor.

Listemizde olan fakat gitme fırsatı bulamadığımız yerler;

Üsküp Şehir Parkı; (23) Üsküp’te birkaç saatimizi burada geçirmeyi düşünerek notlarımıza eklemiştik. Çünkü gittiğimiz her yerde günün yorgunluğunu şehir parklarında bir iki saat dinlenerek atmayı, bu şekilde şehri içimize daha da sindirmeyi çok seviyoruz. Maalesef ki, gittiğimizde havalar parkta keyif yapacak kadar güzel değildi. Siz sıcak havalarda giderseniz ve vakit geçirmek isterseniz konumu haritada işaretli.

Vodno Dağı; (24) Teleferik ile 700 metre yüksekliğindeki Vodna Dağı’nın tepesine çıkıp, şehre bir de buradan bakabilirsiniz.  Merkezden görünen 66 metre uzunluğundaki dev Milenyum Haç’ı da burada bulunuyor. Bu haç, Makedonya’da Hıristiyanlığın 2000. yılı şerefine 2002 yılında yapılmış. Buraya ulaşmak için merkezden geçen 25 numaralı otobüslere binebilirsiniz.

Makedon Köyü; (25) Turistik amaçla yapılmış bu köyde, geleneksel tarzda Makedon evleriyle beraber müze, restoran, hotel gibi çeşitli yapılar da bulunuyor. 2018 yılının Ekim ayında ziyarete kapanacağına dair bir haber görmüştük, aslı var mıdır bilemiyoruz. Siz yine de gitmeden önce sorup emin olun deriz.

MATKA KANYONU (26)

-Öncelikle, yazının başında da belirttiğimiz gibi, Matka Kanyonu bizce Makedonya’da gezip görebileceğiniz en güzel yerlerden biri. Ne yapıp edip en azından yarım gününüzü ayırın deriz. Hatta dilerseniz bizim yaptığımız gibi bir gün konaklayabilir, güzel doğanın ve manzaranın tadını daha çok çıkarabilirsiniz. Matka Kanyonu’na gelmek için merkez otogarın yanında şehir içi otobüslerin hareket ettiği yerden 60 numaralı otobüse binmeniz gerekiyor. Etrafınızda ulaşım kartı alabileceğiniz bir yer varsa veya daha önce aldıysanız şehir merkezinden de binebilirsiniz, buraya kadar gelmenize gerek yok. Eğer kartınız yoksa, terminalde bilet satış ofisine çevrilmiş sarı bir otobüs göreceksiniz. Ulaşım kartınızı buradan temin ediyorsunuz. (gidiş dönüş 150 MKD) Kanyon, Üsküp’e  15 km mesafede yer almasına rağmen, gidiş trafiğe bağlı olarak ve otobüs şehir içinde çok oyalandığı için 1 saati bulabiliyor.

-Kanyon’a ulaştıktan sonra, trekking yapabilir, kano kiralayabilir veya tekne gezilerine katılabilirsiniz.

-Tekne gezisi yapmak isterseniz,  yarım saatlik tur ve mağara gezisi de içeren bir saatlik tur olmak üzere iki seçeneğiniz olacak. Ücretler biz gittiğimizde kişi başı; yarım saat için 200 MKD ve 1 saatlik için 400 MKD şeklindeydi. Fakat bu fiyatlar en az 4 kişi olduğunda geçerli. Biz mart ayında sezon açılmadan gittiğimiz için kimseler yoktu ve 2 kişi olduğumuzdan mağara gezili 1 saatlik tura kişi başı 500 MKD ödedik. Mağara öyle büyük ve ihtişamlı olmadığı için gezmek şart mı derseniz, bizce değil. Yarım saatlik turun da gayet yeterli olacağını düşünüyoruz. Yine de bizi gezdiren ve biraz Türkçe bilen Cemal abiden, mağara içerisinde Çanakkale türküsünü dinlemek harika bir tecrübeydi, giderseniz kendisine selamlarımızı iletin 🙂

-Kanyon’da konaklamak isterseniz tek seçeneğiniz Kanyon Matka Hotel. Biz genel olarak işletmeden ve hizmetten memnun kaldık diyebiliriz. Fiyat olarak da (belki sezon dışı olduğu için) bize oldukça uygun geldi. Konaklayan misafirlerine, restoranda yerel şaraplardan bir şişe ikram etmeleri gerçekten çok inceydi. Kahvaltısı çok matah değil ama asıl olay o kahvaltıyı  doğa sesleriyle birlikte manzaraya karşı yapmak olduğu için çok da üzerinde durmadık. Bir de otelden çıkarken magnet hediye etmelerine ayrıca çok sevindik.<3 Yalnız, otelin restoranının fiyatları Makedonya ortalamasına göre pahalıydı. Ekonomik bir gezi planlıyorsanız, gelirken yanınıza yiyecek içecek  bir şeyler alabilirsiniz.

Yazı oluşturuldu 12

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön